Sentetik Amorf Silis Üzerinde Ne Gibi Sağlık Çalışmaları Yapıldı?

Birleşmiş Milletler’in Ekonomik Ortaklık ve Gelişim Organizasyonu (OECD) yüksek üretim hacmindeki kimyasalların zararlı özelliklerini belirliyor. Sentetik amorf silisler için Veri Seti Bilgi Araştırması (SIDS) 2004 yılında yayımlandı. SIDS raporu sentetik amorf silisin üzerinde daha çok çalışılması için düşük öncelikli olduğu sonucuna vardı. OECD SIDS İnsan Sağlığı sonuçlarıyla ilgili alıntılar aşağıdadır1:

Emilme, yaratılma, yok edilme: SAS formları, kristalin formların ciğerde ve lenf düğümlerinde birikmeye ve kalmaya eğilim gösterdiği mediyastinal lenf düğümlerinde bir sorun olmayan denek hayvanlarının nefes alması esnasında ve sonrasında akciğer dokusundan hızla yok edilir. SAS bağırsak emilimi, insanlarda ve hayvanlarda önemsiz gibi gözükür. Biyolojik fraksiyonların hazır renal eliminasyon hazırlığının kanıtıdır.

Akut toksisite: 140 to ~2000 mg/m3 SAS gibi teknik olarak mümkün olan en yüksek konsantrasyonda, sıçanların öldürücü etkiye maruz kalmadıkları görülmüştür. SAS’ın ve amorf silislerin ağız ve deri yoluyla verilmesi de test edilen en yüksek dozda bile ölüme neden olmamıştır: LD0 değerleri 3300 ila 20000 mg/kg arası.

Tahriş ve hassaslaşma: Sentetik amorf silis ve silikatlar, deneysel koşullar altında cildi ve gözleri tahriş etmez fakat tekrarlanan ve uzun süren maruz kalma durumlarında kuruluğa neden olabilir. Sentetik amorf silisler ve silikatlar üzerinde hassaslaşma konusunda hiçbir deneysel veri yoktur. İnsanlarda uzun deneyimler vardır. Yaklaşık 50 yıldır endüstriyel hijyen gözleminden toplanan veri, cilt hassaslaşması için hiçbir potansiyeli işaret etmez. Yukarıda da belirtildiği gibi, kuruluğu veya cilt tahrişini tanımlayan, hassaslaşmanın ve alerjinin bir işareti olarak yanlış anlaşılabilen raporlar vardır.

İşçiler üzerindeki medikal gözetim raporları, pratik deneyimlerle dolu onlarca yıl süresince, cilt hassaslaşmasını gösteren hiçbir kanıt verilmiştir. Ancak bu türdeki bileşimlerin doğal fiziko-kimyasal özellikleri ve sık rastlanılan doğası verilmiş fakat hassaslaştırma potansiyelini gösteren yapısal ikaz bulunmamıştır.

Amerika EPA sentetik amorf silis için birçok zehirlilik çalışmasını gözden geçirdi; 4 akut (Sıçanlarda akut oral LD50, sıçanlarda akut soluma LC50, tavşanlardaki birincil göz tahrişi ve tavşanlardaki birincil deri tahrişi) dahil, 4 mutajen ve 1 oral zehirlenme çalışması. Amerika EPA bu çalışmaların özetini aşağıdaki gibi özetliyor2:

1. Akut zehirlenme çalışmaları. Ağız ve soluma yoluyla hiçbir ölümlülük meydana gelmedi. Birincil göz tahriş çalışmasında; hiçbir gözde korneal saydamlık veya iridyal tahriş vakası görülmedi. Deri çalışmasında; 72 saat süresince deride hiçbir tahriş görülmedi. Akut zehirlenme çalışmasında; oral LD50 >5,000 miligram/kilogram (mg/kg). Akut soluma çalışmasında; LC50 >2.08 mg/L. Tüm çalışmalar zehirlenme kategorisi IV idi.

2. Mutajenik çalışmalar. Tüm 4 çalışmada, silis, amorf ve kristalinsiz silise maruz kalmayla ilgili hiçbir mutajenik aktivite gözlenmedi.

3. Kristalinsiz silisin oral toksisitesi. Hiçbir ölümlülük veya klinik işaret yoktur. Vücuttaki silis konsantrasyonu açısından, test grubuyla kontrol grubu arasında hiçbir önemli fark yoktur.

Gözden geçirilmiş çalışmalarının analizlerine göre, Amerika EPA aşağıdaki sonuca vardı3:

“Silis, amorf, kristalinsiz silis, yetersiz bir zehirliliğe sahiptir. Akut zehirlenme çalışmaları, zehirlilik kategorisi IV’tür. Mutajenlik çalışmaları negatiftir. Silis, amorf, kristalinsiz silis, kanserojen olarak sınıflandırılamaz; amorf doğasından ötürü, kanserojen risk içermesi beklenmez. Silisler yutulduğu zaman hareketsizdirler ve moleküler ağırlıklarından dolayı, cilt tarafından emilmez. Maruzluk akut, altkronik, kronik veya başka bir şekilde de olsa insan sağlığı ile ilgili hiçbir endişe duyulmamalıdır.”

Sentetik amorf silisin sağlık üzerindeki etkileri, kristalin silisin etkilerinden önemli ölçüde farklıdır. Sentetik silis üretmeye uzun süre maruz kalan işçilerin epidemiyolojik çalışmalarında hiçbir silikosis kanıtı bulunamadı4. Sağlık bakımıdan, kristalin ve amorf silis arasındaki önemli fark akciğer klirensine neden olabilir. Hayvanlar üzerindeki birçok çalışma, amorf silis ürünlerinin akciğerlerden tamamen temizlendiğini gösterir5.

Uluslar arası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) sentetik amorf silisin insanlar üzerinde kanserojen etki gösterdiği konusunda sınıflandırmaya konulamayacağını düşünmektedir. (Grup 3).

 

1 Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Ekonomik Ortaklık ve Gelişim Organizasyonu (OECD) Veri Seti Bilgi Araştırması (SIDS) Birinci Keşif Raporu, Sentetik Amorf Silisler, 23 Temmuz, 2004.
2 Federal Kayıt, Vol. 67, No. 94, May 15, 2002, 34616-34620.
3 Federal Kayıt, Vol. 67, No. 94, May 15, 2002, 34616-34620.
4 Merget, R et al, “Amorf silisin solunmasından doğan sağlık zararları”, Arch Toxicol (2002) 75: 625-634, November 29, 2001.
5 Warheit, David, “Solunan Amorf Silis Partikülleri: Toksikolojik Profilleri Hakkında Ne Biliyoruz?”, Çevresel Toksikoloji ve Onkoloji Gazetesi, 20 (Suppl. 1) 133-141 (2001).